BİR sözde liderin ardına takılan yüz binlerce insan, yıllarca bu ülkeyi hem sömürmüş, hem de kendilerine tabi olmayanların haklarını gasp ederek kendi iktidarlarını oluşturmuşlardı.

Öylesine fütursuzca davranıyorlardı ki, kendilerini üstün kişiler olarak görüyor, FETÖ’nün haşa ilahi bir gücü olduğuna inanıyorlardı.
Önlerinde kimse duramıyor, siyasi iktidarların gücünü sonuna kadar kullanarak nüfuzlarını genişletiyorlardı.
Onlara tabii olmadan ne bürokrat olabiliyor, ne ticarette mesafe alınabiliyor, ne de siyasi güç sahibi olunabiliyordu.
Bu en büyük şehirde de böyleydi, en küçük köyde de.
Bir düşünün.
Vatandaşı olduğunuz ülkenizde yabancı gibisiniz.
Sizi ne dinleyen, ne anlayan, ne de umursayan vardı.
İşe girmek için illa da FETÖ’nün dershanesinde, okulunda, üniversitesinde okumalıydınız.
Ticarette bırakın zengin olmayı, yaşamınızı idame ettirebilmek için bile onların referansları ile ticaret yapabiliyordunuz.
Ki ben de lisede bir dönem hepimizin bildiği FETÖ bağlantılı bir dershaneye gitmiş biri olarak, orada yaşananlara birebir tanığım.
Ayda bir dershane kantininde yapılan öğrenci toplantılarında izletilen "Terör Örgütü Elebaşı Gülen" videolarını izlemeyi reddettiğim için uyarı almış biriyim.
Yine üniversite eğitimimin ardından Alanya'ya döndükten sonra iş başvurusunda bulunduğum bir yerde benden istenen FETÖ mensubu bir referans bulamadığım için reddediliştim.
Size buna benzer o kadar çok örnek verebilirim ki.
Şimdi uzak bir anı gibi anlattığım bu yaşadıklarımızı o vakit olması gereken olarak algıladık belki de.
Bir nevi eğitim bilimlerindeki "Öğrenilmiş Çaresizlik Sendromu" gibiydi yaşadıklarımız.
Derken 17/25 hadisesi patlak verdi.
FETÖ ile Ak Parti’nin yollarının ayrıldığı süreç olan 17/25 Aralık tarihi aslında Türkiye için bir milat olmuştu.
Devleti yöneten ve tek başına iktidar olan Ak Parti o gün irkilip uyanmış, 15  Temmuz öncesi FETÖ’nün boğazını sıkmaya başlamıştı.
Terörist Fetullah Gülen ABD’den Türkiye’ye beddualar okuyor, örgütünü sinsice 15 Temmuz darbe girişimine hazırlıyordu.
Devletin tüm imkanlarını yıllardır hoyratça kullanan, her alanda yetişmiş örgüt üyesi elde eden FETÖ’cü teröristler, 15 Temmuz günü aldıkları talimatı uygulamaya koydular ve darbe yapıp ülkeyi ele geçirmeye çalıştılar.
Ülke böyle bir darbe girişimine hazırlıksız yakalanmıştı.
Allah’tan 17/25 Aralık olayı vuku bulmuştu ki, devleti yönetenler ve FETÖ’cü olmayanlar bir şeyler olabileceğini hissediyorlardı.
Kısa süreli kargaşanın ardından Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan televizyon ekranlarından halkı sokağa davet etti ve FETÖ’cü darbeciler, darbe yapamadan, halk tarafından darbeye uğradılar.
Ve kısa sürede her şey kontrol altına alındı.
FETÖ’cüler hemen taraf değişip devletten yana tavır alarak FETÖ karşıtı görüntü vermeye başladılar ama onların da maskeleri bir yıl içerisinde yavaş yavaş düşmeye başladı.
Bir yılda kamu ve özelde çalışan on binlerce kişinin FETÖ ile bağlantısı tespit edilmiş ve hukuki süreç başlatılarak bir kısmı görevden el çektirilmiştir.
Peki bitti mi?
Kesinlikle hayır.
Henüz bir o kadar daha kamu ve sivilde varlığını devam ettiren FETÖ bir şekilde kendisini gizlemiş veya birilerinin koruması altında yaşamlarını devam ettirmektedirler.
Açık ve net konuşmak gerekirse, şu anda "Türkiye Cumhuriyeti’nde FETÖ tehdidi yok" diyenler kesinlikle yanılıyor.
Hatta bir adım ileri gedelim, "Tehdit yok" diyenler, kripto FETÖ’cüdür.
FETÖ bir projedir ama küresel bir projedir.
Arkasında ABD, İsrail, AB ve Türkiye’ye düşman bütün ülkeler vardır.
Tehlike henüz bitmemiştir.
Şu anda bile kripto FETÖ’cüler birbirileri ile yine iletişim halinde, yine birbirilerini koruma peşinde ve yine güçlüler.
FETÖ’nün Yargı'da, Asker’de, Polis’te, Eğitim’de ve bilumum kurumlardaki yapılanması bir yıllık zaman diliminde çözülmeye çalışıldı.
Ancak FETÖ’cülere operasyon yapanlar, onları yargılayıp tutuklayanlar, hatta serbest bırakanlar arasında FETÖ’cü olduğu görülüp bilinen ve tutuklanan hakim, savcı, polis ve jandarmanın da olduğu zaman geçtikçe ortaya çıktı.
Kendilerini bu şekilde kamufle ettiler.
Sözde FETÖ’cülere operasyon yaparak, mahkum ederek hedef şaşırtmak isteyen FÖTÜ’cüler halen bile devletin kılcal damarlarında birer kanser hücresi gibi uyumaktadırlar.
Evet FETÖ darbe girişiminin üzerinden tam bir yıl geçti.
249 şehidin ve binlerce yaralının anısını yaşatmak için ülke genelinde etkinlikler düzenlenecek, şehit ve gazi aileleri ziyaret edilecek, meydanlara inilerek “Demokrasi Nöbeti” tutulacaktır.
15 Temmuz’da demokrasi nöbetlerinde hiç şüphe yok ki izdiham olacaktır.
Kimisi canı gönülden gelecek, kimisi kerhen gelmiş olmak için gelecektir.
Ben de ülkem için gideceğim.
FETÖ’nün bir daha böyle bir kalkışmaya yeltenme cesareti göstermemesi için gideceğim.
Terörün her türlüsünün karşısında durmak için gideceğim.
"Şimdi orda neyi bekliyorsunuz?" diye dalga geçen kimselere de bir çift sözüm var.
Evet orda tankla tüfekle vatan beklemiyorum ben. 
Bu nöbet bir duruştur.
Siyasi değil milli bir duruştur.
İçerdeki ve dışarıdaki düşmanlara karşı bir başkaldırıdır. Bunu herkes idrak etmelidir.
Ama biliyorum ki, ikili oynayan, perde gerisinde FETÖ seviciliği yapan, FETÖ seviciliği yaptığı halde, bu davranışı görülüp bilinmesine rağmen dokunulmayanlar yine baş köşelerde yerlerini alacaklardır.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
salih 2 hafta önce

Bir zamanlar Fetö ye metiyeler düzenlerin,el etek öpenlerin,ne istediniz de vermedik diyenlerin,türkiye yi parsel parsel bunlara verenlerin nöbet tutmaları çok komik olacak.

banner452

banner418

banner457

banner449

English Russian

banner459

banner381

banner344

banner386

banner349