banner391
banner405

Su sermayeye teslim edildi

ANTALYA'da düzenlenen 'HES'lere İnat Yaşasın Hayat' panelinde konuşan Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim Üyesi Prof.Dr. Beyza Üstün, HES ve benzeri projelerden dolayı suyun sermaye eline teslim edildiğini söyledi

Su sermayeye teslim edildi

banner404

 ANTALYA'DA düzenlenen 'HES'lere İnat Yaşasın Hayat' panelinde konuşan Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Öğretim Üyesi Prof.Dr. Beyza Üstün, HES ve benzeri projelerden dolayı suyun sermaye eline teslim edildiğini söyledi. 

'Alakır Nehri Kardeşliği' grubu tarafından Antalya Kültür Merkezi'nde (AKM), 'HES'lere İnat Yaşasın Hayat' paneli düzenlendi. Panelde, YTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün 'Su hakkı mücadelesinin dünü, bugünü ve yarını' konulu konuşma yaptı.

Türkiye genelinde yapılan ve yapımı devam eden hidroelektrik santrallerinin (HES) doğayı tahrip ettiğini anlatan Prof.Dr. Üstün, orman ekosisteminin doğal barajlar olduğunu söyledi. Prof.Dr. Beyza Üstün şöyle dedi:

"Orayı yırtıp attığınızda su bu sistemin içinden hızlıca akıyor. Dolayısıyla böyle bir sisteme müdahale ediyorlar. Bu sistemin içindeki gıda, besin tüm canlılar için çok gerekli. Canlılar suya erişemediği, suyu alamadığı zaman, suyun içinde çözülmüş kirlilikleri daha fazla aldığı zaman tehdit çok daha fazladır. Hepiniz çok iyi biliyorsunuz. En azından doktora gittiğinizde size ilk söylediği şey ilaç almaktan önce bol su içmenizdir. Çünkü su aynı arıtım sistemini içinizde de gerçekleştirmektedir."

"SUYUN FİYATLANDIRILABİLİRLİĞİ KARARA BAĞLANDI"

Günümüzdeki HES'lerin temelinin 90'lı yıllarda kapitalist sermaye tarafından atıldığını aktaran Prof. Dr. Beyza Üstün, şöyle konuştu:

"Bunlar sanayi üretimlerini, daha fazla sermaye edinmek için ortaya çıkardıkları üretimlerini birkaç nedenden dolayı doğanın ve emeğin üzerine oturtuyorlar. 1992 yılında Birleşmiş Milletler (BM), bundan sonra en temel yaşam unsuru olan suyun, kapitalistler için önemli olduğunu varsayarak piyasa üzerinden fiyatlandırılabildiğini karara bağladı. Bu iki temel strateji bugün bizim, nükleer santrale karşı çıkanların nedenlerini oluşturdu."

"2009-2011 ARASI ÖNEMLİ GELİŞMELER OLDU "

Kapitalist sistemin bununla yetinmeyip, su havzalarının da bütünleşik olarak kullanılabilmesi yönünde karar aldığına dikkati çeken Prof. Dr. Üstün, şöyle devam etti:

"1996 yılında BM'ye bağlı Dünya Su Konseyi'ni kurdular. Konsey ilk forumunu 97'de yaptı. 2009'da Türkiye'de 5'incisini yaptılar. 2011'de aslında bir daha geldiler. Çünkü 2009-2011 arasında önemli bir gelişme oldu. 2011'deki gelişlerini çoğumuz atladık. Bu iki tarih arasındaki gelişme, 2000 Lahey forumunda bir şeyi deklare ettiler, 'Su piyasa üzerinden fiyatlandırılabilmelidir, havzalar bütünleşik olarak kullanılmalıdır' dediler. 'O bölgedeki yönetim de, idare de buna göre revize edilmeli, sulu tarım kısıtlanmalıdır, bu iş kamu, devlet, özel sektör ve bunların yanında STK'ların işbirliğinde yürütülmelidir' denildi."

"SU ONLARIN, ENERJİ DE ONLARIN"

Türkiye'de HES'ler yapılmadan önce 'Enerji gereksinimi var, birden çözmemiz gerekiyor' diye senaryolar ortaya atıldığını ancak, suların 49 yıllığına sermayeye teslim edildiğine kimsenin inanmadığını aktaran Prof.Dr. Beyza Üstün, şöyle devam etti:

"Bütün HES'leri yaparken, 'suyu biz satmayacağız enerji bu enerji' diyorlardı. Su Kanun Tasarısı'nı hazırlıyorlar. Bu tasarıda 49 yıllığına suyun sahibi olan şirketler su belgesi alacak. Köylüler belgesi olanlara müracaat edip 'ben su istiyorum' diyecek. Su onların, enerji de onların olsun. Bütün vadilerdeki suyun kullanım hakkı da onların oluyor yavaş yavaş. Çünkü suya erişemeyen halk tarlasına ön ödemeli sayacın parasını ödeyip, bu sudan alacak. Ödeyebildiği kadar alacak, ödeyebildiği kadar içecek, artık tarlasında geçimini yaparken ya onun emrine girecek ya da o tarlayı terk edecek. Bunun için hazırlıkları var. Artık endüstriyel tarım onları bekliyor."

"SERMAYEYE VERECEK SUYUMUZ YOK"

Bu sıkıntıların üstesinden gelmek için birlikte mücadele etmek gerektiğine dikkati çeken Prof. Dr. Beyza Üstün, mücadelenin, birlikte olunması halinde başarıya ulaşabileceğini belirterek, "Başarabilir miyiz? Mücadele nerede kilitleniyor? Biz hala mücadeleleri yasaya güvenerek yapıyoruz. Çünkü bu bir hukuk mücadelesi, biz hem kendi adımıza, hem o bölgede yaşayan ve suya erişemeyecek canlılar adına mücadeleyi yürütüyoruz. Biz tarafız. Sermayeye verecek suyumuz, yaşam alanımız yok. O yüzden mücadele ediyoruz. O mücadeleyi hem kendimiz, hem de içinde yaşadığımız tüm canlılar için yapmalıyız" diye konuştu.

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.