banner391
banner405

Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi Terör Sempozyumu

Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, ''Teröristle vatandaşı iyi ayırma, terörün zeminini yok etme, istismar ettiği unsurları yok etme gibi konular bizim temel politikalarımız oldu'' dedi.

Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi Terör Sempozyumu

banner404
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, ''Teröristle vatandaşı iyi ayırma, terörün zeminini yok etme, istismar ettiği unsurları yok etme gibi konular bizim temel politikalarımız oldu'' dedi.
Başbakan Yardımcısı Atalay, Avrupa Birliği ve Türkiye Büyük Millet Meclisi işbirliğinde Antalya'daki bir otelde düzenlenen ve Avrupalı parlamenterlerin yer aldığı ''Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi Terör Sempozyumu'na katıldı.
Atalay, burada yaptığı konuşmada, terörün tek bir coğrafyanın ya da tek bir ülkenin sorunu olmadığını söyledi. Dünyanın dört bir yanındaki insanların terör eylemlerinden zarar gördüğüne dikkati çeken Atalay, terörle mücadele etme açısından bütün devletlerin, uluslararası kuruluşların işbirliği yapmasının önemli olduğunu kaydetti. Atalay, bu tür toplantıların terörle mücadelede ortak bir zeminin oluşturulması ve tecrübe paylaşımı için önemli fırsatlar oluşturacağına inandığını ifade etti.
Türkiye'nin coğrafi açıdan hassas bir bölgede bulunduğuna işaret eden Atalay, bu coğrafyanın Türkiye'ye büyük imkanlar sunarken aynı zamanda büyük riskleri de beraberinde getirdiğini vurguladı. Türkiye'de terörist faaliyetlerinin 1970'li yıllarda başladığını, Marksist, Leninist ideolojiyi benimseyen grupların çeşitli ülkelerde başlattığı terör olaylarının Türkiye'de de görüldüğünü kaydeden Atalay, 1980'li yılların ortasında ise bölücü terör örgütü PKK'nın önce Marksist, ardından ise etnik kökenli faaliyetlerine başladığını anlattı. Sonraki yıllarda El-Kaide'nin bölgede terör örgütü olarak kendisini gösterdiğinin altını çizen Atalay, bu 3 unsurun Türkiye'yi tehdit eden terör unsurları olduğunu belirti.
PKK'nın, çoğunluğunu Kürt sivil vatandaşların oluşturduğu bir terör örgütü olduğunu anlatan Atalay, örgütün 30 yıllık tarihinde 30 bin insanın yaşamını yitirmesine, yüzbinlerce insanın göç etmesine, büyük mali kayıplara sebep olduğunu söyledi.
PKK terör örgütünün ''Türkiye'nin ayağına pranga'' olduğunu vurgulayan Atalay, son 30 yıl içinde daha çok güvenlik ağırlıklı politikaların öne çıktığını kaydetti. El-Kaide terör örgütünün Türkiye'de toplumsal bir tabanının bulunmadığına işaret eden Atalay, Türkiye'de çeşitli eylemlerle bulunan örgüte yönelik zaman zaman operasyonlar yapıldığını bildirdi.

-''Demokratik zeminin kullanılmasını önemli gördük''-

Türkiye'nin El-Kaide terör örgütünün uluslararası geçiş yeri olarak değerlendirilebileceğini ifade eden Atalay, şöyle konuştu:
''Türkiye'de dine rasyonel bakış, dini anlayışla gönül boyutunun fazla olması, El-Kaide terör örgütünün toplumsal taban bulamamasında etkili olmuştur. Biz bu örgütün Türkiye'de zemin bulamamasının AK Parti ve AK Parti hükümetlerinin önemli olduğunu düşünüyoruz. Biz daima bütün taleplerde, konularda demokratik yolların açılmasını ve demokratik zeminin kullanılmasını önemli gördük. AK Parti'nin kurucu ve yürütücülerinin daha önceleri özgürlük sıkıntıları çok olmuştur, ama bu konuda demokratik mücadeleler daima tercih edilmiştir. Türkiye'nin dine bakışı, İslamı yaşaması, dini sonuna kadar özgürce yaşaması El-Kaide gibi zeminlere pek müsait değil. DHKP-C diye andığımız terör örgütü ise geçmişten bu güne daralan kadrosu olmasına rağmen yine de yaşayan, terör meydana getiren bir örgüttür. 2 hafta önce ABD Büyükelçiliği'nde intihar saldırısı bu örgütün elamanı tarafından yapılmıştır.''
Başbakan Yardımcısı Atalay, Terör örgütleriyle Türkiye'nin yürüttüğü çok yönlü çalışmalar olduğuna dikkati çekerek, kendi dönemlerinde terörle mücadele konusunun önceki dönemlere göre farklılık gösterdiğini belirtti. Terörün her türlüsüyle güvenlik boyutuyla mücadele ederken çok yönlü analizleri de ön plana çıkardıklarını anlatan Atalay, ''Teröristle vatandaşı iyi ayırma, terörün zeminini yok etme, istismar ettiği unsurları yok etme gibi konular bizim temel politikalarımız oldu. Bu süreçte, insani ve demokratik bakışı Türkiye ön plana çıkarmaya çalıştı'' diye konuştu.
Türkiye'nin geçmişte demokratikleşme ve insan hakları açısından sıkıntılı dönemler yaşadığını dile getiren Atalay, vatandaşların bir kısmını mağdur eden haksızlıklar olduğunu ifade etti.

-''10 yılda paradigma değişimi gerçekleştirmeye çalıştık''-

Atalay, ''Devlet terör sorununu gerekçe göstererek vatandaşların haklı taleplerine kulak tıkamış. Bunları biliyoruz. Bu sadece Kürt vatandaşlar için değil, bütün vatandaşlar için geçerli. 10 yılda paradigma değişimi gerçekleştirmeye çalıştık. Vatandaşların haklı taleplerini yerine getirmeye çalıştık. Bu manada doğrusu çok ileri adımlar atıldı'' diye konuştu.
Atılan demokratikleşme adımlarında AB sürecinin ciddi desteğini gördüklerini vurgulayan Atalay, ''AB müzakere süreci olmasaydı bu değişimlerin Türkiye'deki bir kısmını iç mekanizmalarla gerçekleştiremezdik. AB sürecini Türkiye'nin demokratikleşme adımlarında önemli bir faktör olarak değerlendiriyorum'' dedi.
Vatandaşı tehdit gören bakışların tamamen terk edildiğine dikkati çeken Atalay, sözlerine şöyle sürdürdü:
''Otoriter devlet anlayışından demokratik devlete, insan yüzlü devlete doğru büyük bir değişim söz konusu. Bu yöneticilerde, özellikle yerel yöneticilerde öne çıkardığımız bir boyuttu. Vatandaşla ilişkilerde otoriter devletin temsilcileri değil, demokratik devletin, vatandaşa şefkat gösteren devletin temsilcileri olmaları yönünde önem gösterdik. Bu değişim sürecinde TBMM'nin daima desteğini gördük. 2002'den bu yana hem anayasa değişiklikleri hem ciddi yasal değişiklikler söz konusu oldu. Parlamento, hükümetin yürüttüğü bu çalışmalara büyük destek verdi. Özellikle ilk dönemde AK Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi vardı. Doğrusu o dönemde biraz da Türkiye'nin o zor dönemlerden geçtikten sonra ilk demokratik genişleme döneminde iki parti çok ciddi işbirliği yaptı ve yardımlaştı. Terörle mücadelede çok yönlü bakışı sürdürüyoruz. 'Entegre bir proje' diye nitelendiriyoruz. 10 enstrüman varsa hepsini kullanmaya, çok yönlü bakışı kullanmaya gayret ediyoruz. Türkiye'de yaşayan Kürt kökenli vatandaşların ret, inkar, asimilasyon gibi uygulanan o politikaların hepsi terk edildi. Devlet geçmişiyle yüzleşiyor. 'Geçmişte hangi hatalar yaptık' diye kendiyle yüzleşiyor. Biz bu dönemde 'gerçek çoğulculuğu nasıl sağlarız' düşüncesinin peşindeyiz. Açık bir toplum nasıl olabilir. Bütün bu farklılıkları geçmişte yaşadığımız bu zenginliği nasıl tekrar kazanırız çabası içindeyiz.''



Kaynak: Anadolu Ajansı
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.