banner391
banner405

Hapisten çıkıp sahile koştu

Antalya'da, katıldığı Gezi eylemleri nedeniyle 4 ay 6 gün tutuklu kalan 20 yaşındaki Ayşe Deniz Karacagil, tutuklu bulunduğu Alanya L Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu’ndan tahliye edildikten sonra kız kardeşiyle birlikte sahile gitti

Hapisten çıkıp sahile koştu

banner404
ANTALYA'daki Gezi Parkı protestoları nedeniyle 2 Ekim 2013 günü tutuklanan Karacagil ile Murat Sezgin ve Mustafa Cihan Yılmaz, önceki gün görülen davanın ardından 127 gün sonra dün tahliye edildiler. 6 Şubat günü yaklaşık 12 saat süren mahkemede denetimli serbestlik kapsamında tahliye edilen  Karacagil, saat 02.00 sıralarında ailesi ve arkadaşları tarafından Alanya Kapalı L Tipi Cezaevi'nden alınarak saat 04.00 sıralarında annesi Nuray Erçağan'ın evine geçti. 
HİÇ UYUMADI
Ailesi ve yakınlarıyla hasret gideren Karacagil,  hiç uyumadı. Karacagil, sabah erken saatlerde, yine Gezi olayları kapsamında ifadeye çağrılan kardeşi 16 yaşındaki Ekin Devrim Karacagil ile birlikte Antalya Adliyesi'ne geldi. Özgürlüğe kavuşmanın ardından dışarıdaki ilk gittiği yer adliye olan Karacagil, savcılıktaki sırada çok sayıda kişinin olması nedeniyle kardeşinin ifadesi ertelenince Antalya'nın dünyaca ünlü Konyaaltı sahillerine gitti. Karacagil, kardeşi Ekin Devrim ile birlikte uzun süre Akdeniz'i seyretti.
'HER ŞEY BİR AĞAÇLA BAŞLADI'
Gezi olayları ve sonraki sürece ilişkin soruları yanıtlayan Karacagil, Gezi olaylarının 'bir ağaçla başladı' diye nitelendirildiğini, gerçekten de öyle olduğunu aktardı. Karacagil, sonrasında bunun büyük bir halk hareketi, halkın taleplerini dile getirdiği, meydanlara çıktığı bir hak arayışına dönüştüğünü söyledi. Nihai olarak buna insan olarak destek vermelerinin gayet normal olduğunu belirten Karacagil, "Tabii bunu başka yönlere çarpıtmaya çalışıp Gezi direnişinin altını boşaltmaya çalışsalar da bu şekilde değil. Mahkeme salonunda da belirttik. Bu herhangi bir terör örgütüne mal edilecek bir durum değil, bir halk direnişiydi. Gençlerin, kadınların sokağa çıktığı, insanların öldürüldüğü ama buna rağmen direnişin pasifleştirilemediği bir halk kitlesinden oluşan bir yığının öfkesini bu iktidara kusmasının temeliydi" diye konuştu.
'BERKİN'İMİZ HALA UYANMADI'
Karacagil, şöyle konuştu:
"Yine Gezi direnişinde de gördük, çok sayıda insan yaralandı. Birçok insan gözünden oldu, Berkin'imiz hala uyanmadı, Ahmet Atakan'ı öldürdüler. Arkadaşlarımız öldü, küçücük çocuklar yaralandı, Berkin hala komada. Küçücük bir çocuktan bile aslında korkabiliyorlar. Gene benim kardeşim hakkında soruşturma başlatılması da bunun bir örneği olarak gösterilebilir." 
'HAK ARAYIŞLARI SUÇ TEŞKİL ETMEZ'
Hak arayışının hiçbir zaman ve hiçbir yerde suç teşkil etmediğini aktaran  Karacagil, "Bunu Bulgaristan, Yunanistan, İspanya'da görebiliriz. Gençlik kitlesi ellerinden alınan haklara karşı bir isyanın fitilini ateşledi. Biz de aynı amaçtaydık. İktidarın bütün aygıtlarıyla polisi, askeri düzeni, savcısı, yargıcı tüm araç gereçleriyle üzerimize saldırması ve temel hak arayışımızı çarpıtarak başka yönlere çekilmeye çalışılması göz önündedir. Buna kanıt olarak da yattığımız 4 ay 6 günü örnek verebiliriz" diye konuştu. 
'KIRMIZI FULAR ŞAKA GİBİ GELDİ'
Kırmızı fuların sosyalizmi simgelediği yönünde karşılaştığı soruyu anlatan Karacagil, şöyle konuştu:
"İlk yargılandığımız mahkemede bu bize soruldu ve bizi güldürdü, şaka gibi geldi. Biz, hani diyecektik neredeyse. 'Gerçekten bunu soruyor musunuz, bu bir şaka mı, yoksa daha mahkeme başladı mı?' şeklinde, ama gerçek bir soruymuş.  İnsanlar yoğun saldırılar karşısında, yüzlerine atılan fişeklere karşı korumak amacıyla herhangi bir bez de olabilirdi, kırmızı, sarı farketmiyor ne bulduysak, yeri geldi tişörtümüzü çıkarttık yüzümüzü örttük. Kasıtlı olarak kırmızı, sarı, yeşil bu tür şeylerle çarpıtıp bu kadar büyük bir halk direnişini bu kadar küçük şeylerle başka yöne çekmeye çalışmaları gerçekten yanlıştır. Bu mahkemede yer almadı. Bunun komikliğini kendileri de farketmiş olsa gerekler."
'ORASI OLMAMASI GEREKİYOR'
Cezaevi sürecini anlatan Karacagil, siyasilerin bulunduğu koğuşta kaldığını belirterek, "Bizler aydın bir geleceği, kardeşliğin ülkesini savunan, güzel bir gelecek adına mücadele eden insanlarız. Bu yüzden de zaten aslında hiçbirimizin yerinin orası olmaması gerekiyor" dedi.
'DAHA GENİŞ GÖRÜYORUZ' 
Yeniden özgürlüğüne kavuştuğu ilk günde dışarıdaki hayatı da değerlendiren  Karacagil, dışarıda insanların hastalıklı hale geldiğini, birçok sosyal, kültürel alanların tüketildiğini kaydetti. İnsanların kimlik asimilasyonundan kültüre, her şeyini yok ettiğini anlatan Karacagil, "Yani içerisiyle dışarı arasında pek fark yok. Sadece burada daha geniş görüyoruz gökyüzünü, orada dar açıyla görüyoruz. Orada gardiyanlar, burada polisler var. Orada hapishane savcısı var, burada baktığımızda başbakan, bakanlar var. Burada kıdemleri artıyor sadece. Hapishaneye girdikçe daha küçülüyor, dışarıya çıktıkça daha da güçleniyorlar" diye konuştu. 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nuray erçağan - 3 yıl önce
ayşe deniz'in annesiyim alanya'ya sevgiler dayanışmayla