banner391

Atatürk’e sinsi tuzak


Sabri Deniz

Sabri Deniz

21 Eylül 2012, 23:20

Üç yıllık savaş büyük bir başarı ile sona ermiş, Başkomutan Mustafa Kemal muzaffer bir komutan olarak Ankara’ya dönmüş, meclis O’nu ayakta alkışlamıştı. Mudanya mütarekesi yapılmış, Trakya’da bulunan Yunan ordusu, Edirne başta olmak üzere tüm Trakya’yı Türk ordusuna teslim etmişti. Ufukta Lozan barış antlaşmasının yapılacağı görülüyordu. Bütün bu olup bitenler Meclis başkanı olarak Devlet başkanlığını da yapan Başkomutan Gazi Mustafa Kemal’in engin Devlet adamlığı bilgisi ile oluşuyordu. Gazi paşa, artık Türk milletinin gönlüne taht kurmuş yediden yetmişe her ferdin sevgilisi olmuştu. Ama, şu çekememezlik hastalığı var ya, o hastalık bu sevinçli günlerde TBMM’de tezahür etmiş, muhalif gruptan Erzurum Milletvekili Süleyman Necati, Mersin Milletvekili Selahattin ve Canik (Balıkesir) Milletvekili Emin beyler, milletvekili seçim kanununa şu değişiklik önergesini sunuyorlar: “Büyük meclisimize üye seçilebilmek için Türkiye’nin bugünkü hudutları dahilindeki mahaller ahalisinden olmak şarttır veya seçim bölgesi dahilinde mütemekkin (oturmak) olmak şarttır. Ondan sonra muhacereten gelenlerden Türk ve Kürt’ler tarihi iskanlardan itibaren beş yıl mürur (geçmiş) etmiş ise seçilebilir.”(1) 
Bu önerge, tamamen Gazi paşayı hedef almaktadır. Çünkü, Gazi Mustafa Kemal paşa, görevi gereği hiçbir yerde 5 yıl ikamet edemediği gibi doğduğu Selanik de Yunanistan’da kalmıştır. Bu önerge üzerine Gazi paşa meclisde söz alarak şu açıklamayı yapmıştır. “Maalesef, mahalli tevellüdüm, bugünkü hudutlar haricinde kalmış bulunuyor. Saniyen, herhangi bir seçim bölgesinin beş senelik oturanı değilim. Doğum yerim, bugünkü hududu milliyemizin dışında kalmıştır. Fakat bu böyle ise, bundan benim katiyen bir kasıt ve kabahatim yoktur. 
Bunun sebebi, bütün memleketimizi, milletimizi mahvü perişan etmek isteyen düşmanların harekatında muvaffak olmasından kısmen men edilmiş olmasıdır. Eğer düşmanlar, tamamen maksatlarına muvaffak olmuş olsalardı, Allah muhafaza etsin, burada imzaları olan efendilerin dahi memleketleri hudut haricinde kalabilirdi.” (2) 
Gazi Mustafa Kemal paşa, bir mahalde neden 5 sene ikamet edemediğinin müsebbibi olarak savaş meydanlarında bulunmasını göstererek Arıburnu ve Anafartalar’da savaşmasını, Muş ve Bitlis’i kurtarmak için bu yörede görev aldığını, “Suriye’yi tahliye eden orduların enkazından, Halep’te bir ordu teşkil ederek düşmana karşı müdafaa etmemekliğim ve bugün hududu milliye dediğimiz hududu fiilen tespit etmemekliğim lazım gelirdi.” Paşa bu açıklamayı yaptıktan sonra üzüntüsünü dile getirerek demiştir ki: “Hiçbir yerde, beş sene oturamayacak kadar sarfı mesai etmiş bulunuyorum. Ben zannediyordum ki, bu hidematımdan (hizmetimden) dolayı milletimin muhabbetine ve teveccühüne mazharım… Binanaleyh, bu teveccühata mukabil, vatandaşlık hukukundan ıskata maruz kalacağımı asla hatıra getirmezdim.” (3)  
Mustafa Kemal, düşmanı İzmir’e kadar kovaladığı zaman bile boynunda idam fermanı bulunuyordu. Bu şartlar altında yurdumuzu kurtardığı bir gerçek olduğu halde, bu milletvekillerinin böyle bir yasa teklifi vermelerini ne ile izah edebiliriz? Bu tarihten 39 yıl sonra, halkının ufkunu açan, memleketi şantiye haline getiren merhum Adnan Menderes’in, basit bir yargılama sonunda idam edilmesi de böyle kıt görüşlü ve nankör kişilerin hodgamlığı (bencilliği) değil midir?   
Bir Osmanlı paşası, “Bu devlete sıdkı sadakatla hizmet edenin akıbeti sonunda idam edilmesidir” diyerek bir gerçeği dile getirmiştir. Günümüzde dahi, memleketine sıdkı sadakatla hizmet edenlerin, koruma ordusu ile korunmalarının sebebi aslisi de bu değil midir? 
(1-2-3) Nutuk (Sayfa 724-725)
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.