banner391
banner405

Ezgü'den alakır duyarlılığı

Antalya'nın Kumluca İlçesi yakınlarında, hidroelektrik santrallerin (HES) yarattığı tahribata karşı mücadele verilen Alakır Vadisi'ni ziyaret eden sanatçı Sümer Ezgü, önüne set çekildikten sonra suyu azalan nehrin etrafındaki ağaçların kuruduğunu görünce, "Bu kadar insafsız olmamamız lazım" dedi.

Ezgü'den alakır duyarlılığı

banner404
Türk halk müziği sanatçısı Sümer Ezgü, Alakır Nehri Kardeşliği adlı topluluğun, Alakır Vadisi'ni besleyen 60 kilometre uzunluğundaki Alakır Nehri üzerinde 3'ü tamamlanmış, 5'i de proje veya planlama aşamasındaki HES'lere ilişkin yürüttüğü mücadeleye destek amacıyla bölgeyi ziyaret etti. Ezgü, İstanbul'daki modern yaşamlarını terk edip, yıllar önce Alakır Vadisi'ne yerleşen, daha sonra da bölgeye kurulmaya başlanan HES'lere yönelik mücadelenin içerisinde yer alan Birhan-Tuğba Erkutlu ile yine aynı bölgede derme-çatma bir baraka kurarak yaşamaya başlayan Elif Arığ Guttstadt ve küçük kızı Cana Işık Guttstadt'ı ziyaret etti.

Bölgedeki HES çalışmalarının yarattığı tahribatı gözlemleyen Sümer Ezgü, Alakır Nehri'nin üst bölümlerinde kurulu özel firmaya ait HES'in, suyu kesmeden önce ve suyu borular içine aldığı hallerine ilişkin Alakır'da iki ayrı manzara olduğunu belirtti. Ezgü, şöyle konuştu: "Birincisi debisi yüksek, gürül gürül akan, doğaya can veren bir su; ikinci manzara da önüne set çekildikten sonra o koca doğanın içinde cılız, incecik bir dere ve etrafında da o suya bağımlı yaşamaya çalışan kurumuş ağaçlar. Şimdilik derenin hemen kenarındaki ağaçlar kurumuş, daha sonra belli ki yamaçlara doğru devam edecek bir kuraklık."

ENERJİ DE İHTİYAÇ DOĞA DA
Sümer Ezgü, enerjinin bir ihtiyaç olduğunu, ancak enerji üretirken, anlık çözümlerle doğanın bir daha yaşanamaz hale getirilmesinin anlamsız olduğunu vurguladı. Enerji ihtiyacı için anlık çözümler üretilirken, doğanın yok edilmesi yüzünden, gelecekte enerjiyi sağlayacak kaynakların da bulanamayacağına dikkat çeken Sümer Ezgü, Yörüklerin yayla yayla dolaşırken ihtiyaçları kadar tükettiği, doğadan aldıkları bitkileri köklerinden değil bir daha yeşermesi için filizlerinden koparıp yediklerini ve bu kültürün insanlığın her alanında yaşatılması gerektiğini dile getirdi.

'TÜMDEN YOK EDİLMİŞ DURUMDA'
Akarsuların doğadaki canlılıkta çok temel bir unsur olduğunu dile getiren Ezgü, şöyle devam etti: "O zaman burayı (Alakır) tümden yok etmememiz lazım. Hemen hemen tümden yok edilmiş durumda ve üzerine düşülmesi gereken bir konu. Buradaki yaşam bitiyor. Doğa bir zincir ve sadece burayla ilgili değil, başka alanlara yansımalar şeklinde doğa zincirleme olarak birbirini yok etmeye başlıyor. Kuzey'deki buzulların erimesi bizi ilgilendirmeyebilir ilk bakışta ancak son derece ilgilendiriyor. Çünkü dünyada denge bozulacak. Bu da ondan farksız. O, küresel ısınmadan kaynaklı doğal denge bozukluğu, burası da insan eliyle yapılmış bir denge bozukluğu. Yani enerjiyi sağlarken doğayı tümden yok etmek düşündürücü. Bu kadar insafsız olmamız lazım."

'İNSANOĞLU DOYUMSUZ'
Alakır Vadisi'ndeki suyu en yukarıdan kesmenin doğru olmadığını, vadinin aşağılarına doğru suyun gücünün daha da arttığını anlatan Sümer Ezgü, santralin, vadinin alt kesimlerine kurulması halinde akarsu boyunca doğal yaşamın bozulmadan devam edeceğini söyledi. Sümer Ezgü şöyle devam etti: "İnsanoğlu galiba doyumsuz, doymuyor bir türlü. Ne var ne yok her şeyi almak istiyoruz. Bu noktada kendimizi gözden geçirmemiz lazım. İnsanlar yaşıyor bu bölgelerde. Doğanın tahrip edilmesi yüzünden insanlar yaşam alanları bulamıyor ve kentlere göçüyorlar. Bu kez kentlerde yeni problemler ortaya çıkıyor. İnsanların doğaya yayılması kendi ihtiyaçlarını topraktan karşılaması daha doğru. Sürekli insanları yığınlar halinde bir araya toplayamayız. İşte İstanbul'un problemi bu. Oysa insanlar doğal ortamlarında, kendi ihtiyaçlarını karşılayabilirdi. Doğal kaynakları bu kadar hoyratça kullanmak bana pek insaflı gelmiyor."





Kaynak: Doğan Haber Ajansı
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.