banner391
banner405

Tarihe not düşüyoruz: Alanya-Konya bağı kadimdir

Gerek Selçuklular, gerek Beylikler ve gerekse Osmanlı devrinde Alanya'nın Konya ile hep yakın bağları olmuştur. Tarih içinde Konya medreselerinde yetişen sayısız Alanyalı vardır

Tarihe not düşüyoruz: Alanya-Konya bağı kadimdir

banner404
Oğuz KORUM
BİZ
Alanyalıların tabiri ile bir Ramazan Bayramı'nı daha zavadanag geçirdig. Zavadanag, Alanya yerel dilinde 'Çok hızlı' anlamındadır. Bu bayramın Alanya ve Alanyalı açısından farklı bir özelliği vardır. Özelliği, durgun geçen, neredeyse sıfırlanmış bir turizm sezonunda, bayram sürecinde Alanya'nın yerli turistlerin akınına uğramasaydı. Yerli turist derken, orijinin Konya, Ankara, Kayseri gibi İç Anadolu eksenli olmasıydı. Özellikle bazı medyada, sosyal medyada bu sürece dair çok şey söylendi, yazıldı, çizildi. Bunların bir kısmı olumlu, bir kısmı olumsuz, hatta buna zaman zaman incitici, aşağılayıcı yorumların yapıldığını gözlemledik. Geçmiş dönemlerde de özellikle dini ve milli bayramlarda Alanya'nın böyle zaman zaman yerli turist akınına uğradığını hatırlıyorum. Kaldı ki o süreçlerde Alanya böyle şimdiki gibi devasa bir yatak kapasitesine de sahip değildi. Eski milletvekillerimizinden merhum Ali Dizdaroğlu'ndan dinlemiştim. Dizdaroğlu, anısını şöyle anlatmıştı: 
"Yıl 1963, Alanya'da ilk defa merhum Hasan Karagöz'ün başkanlığında Alanya Turizm Derneği kurulmuştu. Ben de yönetimindeydim. İdare merkezimiz Çınar Oteli'nin altında bir dükkandı. Bir Ramazan Bayramı öncesinde haber geldi. Adapazarı'ndan bir turist kafilesi gelecekmiş, ilgilenilsin diye. O gece nöbet tuttuk. Kafile gece yarısı o günlerin imkanlarıyla Alanya'ya ulaştı. Yatağımız yok denecek kadar az, inanın bu kafileyi nazımızın geçtiği evlere misafir olarak dağıttık. Evlerinde misafir ettikleri turistlerden hiç biri para almadı. Hatta giderlerken mevsimin portakal ve limon mevsimi olmasından dolayı, misafirlerimiz portakallarla, limonlarla uğurlandı."
TOPTANCI BİR ANLAYIŞ
Burada Konyalı hemşehrilerimize yönelik bazı olumsuz eleştirilerin yapıldığını, en az ima edildiğini üzülerek müşahade ettik. Her yerin iyisi de vardır, kötüsü de vardır. Eğitimlisi, donanımlısı da vardır. Bunun tersi olanı da vardır. Toptancı bir anlayışla insanları yargılamak doğru değildir. Sosyal medyada ve ortalıkta konuşulanlara bakıldığında en fazla Konyalı hemşehrilerimize yükleniliyor. Bayram süresince sahilde açıkta uyumaları, araba içinde uyumaları, ortaya atılan çöpler eleştirilip duruluyor. Ben Konyalı hemşehrilerimize bu konularda biraz fazla yüklenildiği kanısındayım. 
1221'DE ALANYA VE KONYA
Bizim Konya ile bağlarımız asırlara, asırların ötesine dayanır. Geliniz sizlerle zaman tünelinde bir yolculuğa çıkalım. Konya, Türkiye Selçuklularında 'Darül Mülk' veya 'Paytaht' unvanını taşır. Yani 'Başkent'tir. Türkiye Cumhuriyeti devletinde 'Ankara' neyse, Konya da Türkiye Selçuklularında odur. Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat Konya surlarını ikmal ettikten sonra bir müddet Kayseri'de kalmış, orada yazı geçirerek Alaiye yani Alanya seferine çıkmıştır. Fethi için uç askerlerini Konya'da toplamıştır. 1221 yılında Alaiye'nin fethi gerçekleşir. Kale Bizans'tan alınır. Alaaddin Keykubat, kaleyi teslim almak ve Bizans'ın kale komutanı Kyrvartın'ın kızıyla evlenmek, karşılığında da kendisine Akşehir beyliğini ve birkaç meşhur köyün mülkiyeti menşurunu yani tapusunu göndermek suretiyle bir anlaşmaya vardı. Ve sonuçta Keykubat kendi adı ve şanı ile mütenesip olarak Alaiye Şehir Kalesi'ni ve medeni tesislerini inşaa ederek kendisine ve haleflerine kışlık bir mesken ve istirahat beldesi haline getirdi. Anonim Selçukname, Alaiye surlarında Konya burçları sayısı kadar burçlar olduğuna işaret eder. Yani Keykubat Konya'daki burç sayısı kadar Alanya'ya da yapmıştır. İşte bu tarihten itibaren biz Alanyalılar'ın Konya ile bağı başlar. Yazlık başkent Konya'dır, Sultan Alanya'nın yazın aşırı sıcak olması dolayısıyla devlet yönetimini Konya'daki Alaaddin Tepesi'nde bulunan köşkünden, kışlarını da Alanya'da İç Kale'de bulunan köşkünden yürütür. 
KARAMANOĞULLARI DÖNEMİ
Selçuklu'dan sonra oluşan Alaiye Beyliği döneminde de Alanya'nın Konya ile yakın bağı devam eder. Konya sınırları içinde bulunan Karamanoğulları döneminde de Karamanoğulları bey göndererek Alanya'yı kontrol ve idare ederler. Nitekim 14. asrın ilk yarısında Alanya'yı ziyaret eden Tancalı gezgin İbn-i Batuta bu konuda geniş bilgiler verir. Hatta Karamanoğlu Yusuf Bey'i Alanya'da ziyaret ettiğini söyler. Gerek Türkiye Selçukluları, gerek Beylikler ve gerekse Osmanlı devrinde Alanya'nın Konya ile yakın bağı artarak devam eder. Tarih içinde Konya medreselerine tahsile giden, Konya medreselerinde gördüğü ilimle yükselen ve önemli mevkiilere gelen sayısız Alanyalı vardır. Özellikle Osmanlı döneminde Alanyalı memurların Konya medreselerinde yetiştiğini görmekteyiz. Yetişen memurları burada anlatmaya kalkışsak sayfalar yetmez. Osmanlı döneminde Alanya, idari teşkilatla Konya'ya bağlı bir sancak olarak, liva olarak yani vilayet statüsü ile idare edilmiştir. Ancak ne yazık ki 1868'de Alanya, Konya sancağından ayrılarak kaza yapılmıştır. Alanyalılar idari teşkilata liva yani il bağımsızlığını kaybedip, Konya'dan alınıp, Antalya'ya bağlanmayı hoş karşılamamışlardır. Vilayete ve hükümet merkezine itirazlar yağdırmışlardır. Hükümet merkezine özel seçilmiş azalar, hususi heyetler gönderdiler. Ancak Konya'dan ayrılmasını önleyemediler. Yine de yeniden Konya'ya bağlanma isteğinden vazgeçmediler. 
145 YIL ÖNCEKİ ALANYA MAZBATASI
1871 yılında Alaiye'nin Antalya'ya bağlanmasını şiddetle protesto eden tarihi bir mazbata hazırladılar. Bu mazbatayı yönetime gönderdiler. Bu mazbatada öfke vardır, mazbata büyük bir tabak eser-i cedid kağıdına yazılmıştır. Bu mazbatada 6 köy muhtarının, Alanya mahalle muhtarlarının, Alanya imamlarının ve 71 Alanyalı'nın imzası vardır. Mazbatada ayrıca imza dışında mühürler de vardır. Mühürler arasında Orta Mahalle, Kale ve Hasbahçe mahalle muhtarlarının, Tophane, Güney, Eski Yörük, Fakırcalı, Oba Pazarı, Kızılcaşehir imam ve muhtarlarının mühürleri de vardır. Bu mazbata bir nevi feryatnamedir. 
BU DOSTLUK UNUTULMASIN
Bizim Konya ile olan bağımız derinlere dayanır. Sanırım bu alınganlık, öfke Alanyaspor'un Süper Lig'e çıkma mücadelesinde Konya stadında oynanan maçta bazı Konyalılar'ın Alanya'yı değil, Alanya'nın rakibi olan takımı desteklemeleri ile alevlendi. Dünü dünde unutmak lazım. Mevlana'nın tabiriyle, düne ait ne varsa, dünle gitti cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.  
Çocukluğumda Alanya'nın muz ve portakal bahçelerinde çalışmak için gelen, Konya'nın Bozkır'ından, Hadim'inden, Ermenek'inden, Sarıveliler'inden, Taşkent'inden insanlar olurdu. Biz Alanyalılar bunlara 'Navalı' derdik. 'Nav' Osmanlıca-Türkçe lugatta 'İçi kovuk, oyuk şey' anlamındadır. Bu saydığımız bölgelerin dağlarının taş kovuklarıyla kaplı olmasından böyle dendiğini sanıyorum. Navalılar iyi çalışan, maharetli insanlardır. Hatta Alanya'da çok iyi çalışana 'Navalı amelesi gibi çalışıyorsun' derler. Özetle bayram sürecinde yaşanan bazı olumsuzluklara bakıp da hissi hareket etmeyelim. Tarihi bağlarımızın çok kuvvetli olduğu bir Alanya-Konya dostluğunun olduğunu unutmayalım. Selam olsun Alanya-Konya dostluğuna. 


İşte Alanya'nın Konya'dan ayrılıp, Antalya'ya bağlanmasını protesto eden tarihi mazbata. 

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
eser - 5 ay önce
elinize yüreğinize sağlık hocam yazınız taktire şayan