banner391
banner405

Selçuklu Tersanesi

Kızıkule'nin güneyinde deniz kıyısında beş gözlü olarak inşa edilen ve günümüze ulaşan yegane Selçuklu tersanesidir.

 Selçuklu Tersanesi

banner404

Sultan Alaüddin Keykubat Kızılkule'nin büyük kitabesindeki Sultanül Bahreyn ''(iki denizin Sultanı) olma arzusunu gerçekleştirmek için Kule'nin yapımından iki yıl sonra (1228) tersanenin yapımını sağlamıştır. Tersanenin kuzeye bakan giriş kapısının üzerinde yine Selçuklu Sülüsüyle yazılmış bir kitabe kitabenin sağında Tersaneyi bekleyen askerlerin kalacağı bölüm, solunda deniz tarafında ise bir mescit mevcuttur. Genişliği 1.60 m. yüksekIiği 2.50 m. içeri girdiğimizde, genişlikle her biri 7.70 m. boyları42.30 m. olan beş gözden birisi ile karşılaşırız. Bu gözler içerden birbirine dörder küçük kemerli gözle bağlıdır. Eskilerde beş büyük gözden üçüncüsünde bir tatlı su kuyusu varmış , şu anda içerisi deniz atıklarıyla dolu olduğu için kapalıdır. En son gözden hemen onun bitişiğindeki Topane kulesine açılan yöre halkının şeytan deliği dediği bir geçit vardır. Buradan Topane kulesine geçmek mümkündür. 

Bu muhteşem yapıt için bakınız bir yabancı yazar ne diyor "Bu eser Alaiye'nin ve Dünya nın en meşhur eseridir. Zannedersem bu tersane Selçukilerin yegane tersanesini meydana getirmektedir. Böyle kıymetli bir bina kıymetli neticeler çıkarmamıza vesile olur ." Bu tersane Osmanlı döneminde de işlerliğini korumuş. 1361 de Kıbrıs Kralı Antalya'yı zaptettiğinde Antalya Beyi Mahmut'a tekrar eski günlerine dönmesi için 1364 de o zamanki Alaiye beyinin denizden gemiler gönderdiği bilinmektedir. Hatta diğer Türk beyleriyle anlaşıp elde bulunan Alaiye Beyliğinin donanmasını Kıbrıs üstüne göndermişti. Şüphesiz bu donanma tersanede yapılıyordu, yine bu tarihlerde Alaiye'de iyi gemi ustaları vardı. Yeni gemiler yapılıyor ve eskileri kalafat ediliyordu Günümüzde ise yalnızlığa terk edilmiş, doğa şartlarıyla mücadele ederek yine o eski ihtişamıyla ayakta durmaya çalışıyor. Bu konudaki düşüncemiz bu güzel eserin biran evvel ilgili kurumlarca düzenlenip örneğin bir deniz müzesi haline getirilmesidir.

Kalesi


Alaaddin Keykubat 1221 yılında Alanya'yı fethettikten sonra öncelikle Türk Deniz Hakimiyetinin en büyük sembolü olan Alanya Kalesinin gerdanlığı Kızılkule'yi yaptırmak için Kettanizade EburRahaoğlu Halepli Ebu Ali'yi görevlendirir. Ebu Ali o devirde kale ve kule yapımında son derece uzman bir kişidir. 1215 yılında Sinop Kalesinide o yapmıştır. Alaaddin Keykubatın Alanya'yı fethinden 5 yıl sonra Kızıl Kule'nin yapımı tamamlanır. Kızılkule 8 köşeli 5 katlı en doğu yönündeki yerden yüksekliği 33 m. batı cephesindeki yerden yüksekIiği ise 30 m. dir. Kendi muhteşemliği ve büyükIüğünün yanı sıra askeri konumundan dolayı giriş kapısı o nisbette küçüktür. Her kim girerse ( çocuklar hariç) başını eğmeden geçemez. Kuleye göre devede kulak girdiğimizde sizi güler yüzle karşılayan Müze görevlisinden rica ederek Kule'nin kocaman kilidini görmeyi ihmal etmeyiniz. Birinci kat Alanya ve yöresinden toplanan Etnoğrafik eserlerden oluşan bir Müze görünümündedir. Birinci katta Kule'nin tam ortasında yine Kule gibi sekizgen şeklinde dördüncü kata kadar yükselen Kule'nin omurgasını oluşturan aynı zamanda askerlerin su ihtiyacını karşılayacak olan sarnıç görevini üstlen mektedir .Birinci kat gezilip yükseklikleri o zamanki askerlere göre yapılmış sayıları 87'ye ulaşan yüksek merdiven basamaklarından diğer katIara doğru yol alalım. Her katın kendine has özelliği vardır, kimileri ok atmak için, kimileri harp zamanında kızgın yağların döküldüğü mazgal delikleriyle süslenmiştir. Dördüncü kata çıktığınızda kocaman bir boşluk, boşluğun tam ortasında zemin kattan beri yükseIen sarnıcın (su kuyusunun) ağzını görürsünüz. Bu kattaki boşlukta senenin muayyen günlerinde açılan sanatsal sergiler açılmaktadır. Bu kattan sonra son kat olan beşinci kata çıkıp Kule etrafında 360 derece dönüp güzel Alanya'yı doya doya seyredebilirsiniz. Kale'ye açılan bir kapı vardır. Eskilerde bu kapıdan çıkıp iç Kalede bulunan Sultan Sarayına kadar emniyet içinde dar bir yolla burçların arasından gidilebiliyordu. Bu yıl Müze Müdürlüğü taraf ından yapılan bir çalışma yla yine bu kapıdan ilerleyerek çevreyi en iyi bir şekilde gözleyebilirsiniz. Şimdi gelelim Kule üzerinde değişik yerlerde bulunan kitabelere: Küçük giriş kapısının sağ üst bölümü nde 50X50 ebadındaki küçük kitabede aynen şöyle yazılıdır. 



"Bunu Kettanizade Ebür Rahaoğlu Halep'li Ebu Ali yaptı. Tanrı kendisini yarılgasın." Aşağı yukarı bu kitabeyide inceledikten sonra kulenin güney tarafına düşen yüksekçe bir yerinde yine som mermer üzerine yazılmış bir kitabe daha göreceğiz. Selçuklu sülüsü ile yazılı bu kitabenin Türkçesi aynen şöyledir. "Bu mübarek burcun yapılmasını efendimiz büyük sultan, ulu şehin şah, ümmetlerin hakimi, cihan sultanlarının sultanı, Allah'ın kullarının muhafazacısı, tanrı beldelerinin hamisi, din ve dünyanın yücesi, islamın ve müslümanIarın yardımcısı, alemlerde adaletin dirilteni, mazlumları zalimlerden ayıran yerlerde tanrının gölgesi, kahredici devletin celali, galip devletin medetçisi, adalet ve insafın dirilticisi, kara ve iki denizin sultanı,insücinin sığınağı, doğu ve batının koruyucusu, Selçuk ailesinin tacı, Meliklerin ve sultanların efendisi, fatih babası, emirül mü'minin bürhanı, Kılıçarslanın oğlu, Keyhüsrevzade Keykubat Tanrı saltanatını muhallet etsin emretti " Şimdi gelenlerin göremedikleri iki kitabe daha var, aslında bu kitabeleriide görmek mümkün, Kule'nin kuzey yönüne dolaşıp başınızı yukarı kaldırırsanız görmeniz mümkün olabilir. 



Bu kitabenin Türkçeside aynen şöyledir " Bu mübarek burcun yapılmasını 623 ylll (1226) Rebiülahırının (ay takviminin 4. ayı, küçük mevlit ayı) başında mevlamız yüce sultanı, büyük padişah, Ümmetlerin hakimi, karanın ve denizin sultanı, din ve dünyanın alisi, kılıçarslanzade keyhüsrevin oğlu fetih babası emirül mü' minin burhanı keykubat emretti. Tanrı saltan atını muhallet eylesin.Dördüncü Kitabenin de kuzey yönde 5. kat seviyesinde oldu ğunu görebilirsiniz. Kızılkule 1948 yılına gelinceye kadar doğa şartları ile mücadele etmiş, ancak tuğla ile örülmüş kısımların erimesinden çok büyük hasara uğramıştır. Zamanın Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel'in büyük ilgisini çekip restore ettirilerek bu günkü halini almıştır

banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.