banner391
banner405

Damlataş Mağarası

Damlataş Mağarası, 1948 yılında Alanya İskelesi yapımında kullanılmak üzere taş ocağı olarak tespit edilen alanda patlatılan bir dinamit sonrasında tesadüfen bulunmuş. Patlama sonrasında açılan delikten lüks lambalarla içeri girenler, gördükleri güzelliklerden hayrete düşüp açılan deliği hemen kapatırlar.

 Damlataş Mağarası

banner404
 Dinamitleme işini de başka tarafa kaydırırlar. Büyük bir ilgi ile konunun üzerine eğilen Galip Dere böyle bir eserin Alanya’ya kazandırılması için bütün ilgilileri göreve davet eder. Dere, günlük gazetelerin birisinde II. Dünya Savaşı’nın korkunç günlerinde atılan gaz bombalarından korunmak için bir mağaraya sığınan Almanlar’dan astım hastası olanların şifa bulduğuyla ilgili haberi okuyunca aklına, korumaya aldıkları mağara gelir. Okuduğu gazetenin o bölümünü keserek zamanın Alanya Milletvekili Ahmet Tokuş yanına koşar. Tokuş da doğup büyüdüğü memleketine hizmet düşüncesiyle vakit geçirmeden ilgililerin Alanya’ya gelmesini sağlar.

 

İlk resmi inceleme Jeolog Dr. Timuçin Aygen ve Jeolog Dr. Süleyman Türkünal tarafından yapılır. Alınan çok sevindirici haberler sonrasında doktor ve kimyagerlerden kurulu ikinci bir heyetin incelemesinden sonra bu mağaranın da Almanya’dakinin benzeri özellikler taşıdığı tespit edilir. Merhum Galip Dere mağaranın bulunduğu bu alanı Alanya Belediyesi’ne istimlak ettirerek demir bir kapıyla belli bir süre insanların girip çıkmasını önler. Bir taraftan çevre düzeni ile ilgilenirken çekilen fotoğrafları günlük gazetelere gönderir. Bir taraftan da onları Alanya’ya davet ederek şu başlığın atılmasını sağlar: “Alanya’da bulunan mağara astımlılara şifa dağıtıyor.” İşte bu haber sonrasında Alanya’da büyük bir canlılık başlar. O tarihlerde bulunan oteller ihtiyaca cevap veremediği için belediye hoparlöründen yapılan anonslarla yerli halk, ziyaretçileri misafir eder.

 

TURİZMİN TEMELİ ATILDI

 

Bu durumdan istifade eden Alanyalılar iki katlı evinin bir katını, iki evi olanın da evinin birisini otel yaparak Alanya turizminin temel taşlarını böylelikle attı. Bu aşamada Dr. Hüseyin Sipahioğlu (Nesibe Gevher Tıp Fakültesi emekli Dekanı) mağaraya gelen değişik hastalar üzerinde yaptığı araştırma ve incelemelerden son derece başarılı sonuçlar alarak mağaranın önce yurt içinde, daha sonra da yurt dışında büyük ün sahibi olmasında pay sahibi oldu. Mağaranın bu aşamaya gelmesinde çok büyük emeği olan Galip Dere de, ölümüne kadar mağaranın müdürlüğünü yaptı.

 

Mağaraya tedavi için gelen hastalar, ilk günlerini üst katta geçirerek, intibaklarını sağlarlar. Daha sonraki günlerde de merdivenlerden inerek, kendileri için yapılan banklarda oturarak tedaviye devam ederler. Alanya’ya mağara tedavisi için gelen hastalar, önce bir doktor muayenesinden geçerek, ‘mağaraya girmesinde sakınca yoktur’ belgesi ile mağaranın ilgili memuruna başvurur. Belediye tarafından tespit edilen ücreti ödeyerek 21 günlük bir tedavi görür.

 

Mağaranın oluşumu ve özellikleri

 

MAĞARA birinci çağın altıncı ve sonuncu dönemlerinde oluşmuş yer katmanlarından ibarettir. Yapılan incelemeler sonrasında mağaranın 10-15 bin senede oluştuğu tahmin edilmektedir. Alanya bölgesinin yurdumuzun en fazla yağmur alan yerlerinden birisi olması da mağaranın oluşumuna büyük hız vermiştir. Bolca yağan yağmurların bir miktarı gaz, karbonikli su ihtiva etmesi nedeniyle, kireç taşı ve benzerlerini erittiği için, kalker ve kireç taşından oluşan bölgelerde mağarada olduğu gibi boşluklar oluşturur. Erimeler devam ederken büyük boşluklar ve bu boşluklara sızan damlacıklar donarak aşağı doğru sarkar. Damlanın düştüğü yerde de daima donma olayı gerçekleştiğinden aşağıdan yukarı dikitler ve yukarıdan aşağıya da sarkıtlar meydana gelir. Sarkıt ve dikitler uzamalardan dolayı bazen bir yerde birleşebilirler, bunlarda mağaranın sütunlarını oluşturur. İşte bu damlama özelliğinden dolayı mağaraya “Damlataş Mağarası” ismi verilmiş. Mağaranın giriş kapısından sonra 20/30 metre uzunluğunda bir geçit, 13/14 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde silindirik bir boşluk, bu boşluk içinde de insanı büyüleyen binbir renkli sarkıt ve dikitler, ayrıca 15 bin senede oluşmuş sütunlar vardır. Mağarada iki katlı olan bu boşluk 2 bin 500 metreküp hava ihtiva etmekle beraber, içindeki ısı yaz-kış hep 23.3 derecedir. Mutlak rutubet 19.6 derece, nispi rutubet yüzde 98’dir. Mağara senenin 6 ayında devamlı damlar. Yazın gelenler ise bu damlamayı göremezler.
banner355

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.