'Kadınlar hareket etmeli'

ALANYA'DA hizmet veren fizyoterapist Alime Büyük Gönen, bu haftaki Pazartesi Sohbeti'nin konuğu oldu. Gebelerle doğumu kolaylaştırıcı egzersizler yaparak onları kolay doğuma hazırlayan Gönen, gerçekleştirdiği projelerini ve gelecekte yapmak istediklerini Yeni Alanya ile paylaştı.

- Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?

- Ben kadın sağlığı fizyoterapistiyim. Bu alanda çalışmadan önce engellilerle çalışıyordum. Alanya'da iki buçuk yıl bir engelli rehabilitasyon merkezinde fizyoterapistlik yaptım. Genelde engelli çocukların engelli olmasında doğum süreci suçlanıyor. Bu çocuk neden engelli denildiği zaman, 'doğumda oksijensiz kaldı' ya da 'doğum zorluğu oldu' şeklinde bir kanı var ama bu yanlış. Gerçekten doğumla ilgili çok az bir kısmı bunu etkiliyor. Genelde anne gebeliğinde ya da gebelik sonrası çocuğun gelişiminde sıkıntı oluyor ve çocukta büyüme geriliği oluşuyor. O zaman bir fizyoterapist olarak bu çocukların sayısını azaltabilmek için biraz da kadınlarla kadınların gebelik dönemiyle ilgili çalışmak gerekiyor şeklinde bir düşünce oluştu. O alanda çalışmamı bırakıp kadın sağlığı alanında uzmanlaştım. Hacettepe Üniversitesi'nde uzmanlığımı aldım. Sonra Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ayşegül Erdem Kalay ile tanıştım. Hem doğumun olması gerektiği gibi yönlendirilmesine fırsat tanıyan biri hem de doğal yollarla eski usullerle kadının istediği gibi az müdahaleyle yapılması gerektiğini destekleyen birisi olduğu için Kalay ile 'Gebelikte kadınların egzersiz yapmalarına nasıl bakıyorsunuz' diye konuşurken bir fikir gelişti. Önce gebelikte annelerin egzersiz yapmasıyla ilgili süreçte yer aldık. Sonra annelerin ağrıları olmaya başladı. Sonra bu ağrılara yaklaşımlar, fizyoterapist olarak doğum sonrası yaklaşımlarla birlikte bir bütün oluşturduk.

'DOĞUM KOLAYLAŞIYOR'
- Gebelikle ilgili egzersiz programınızda neler yapıyorsunuz?

Gebe gelince önce onu değerlendiriyoruz. Kişinin duruşu nasıl, ağrısı var mı? Herhangi bir omurga bozukluğu var mı? Türk insanında omurga duruşuna bakılmıyor. Bunun herkeste yapılması lazım. Çocuk, yetişkin olsun yapılması gerekiyor. Kişinin kendindeki düzensizliği bilmesi, bu nedenle oturuşuna, duruşuna özen göstermesi gerekiyor. Bir değerlendirme yapıyoruz. Bu değerlendirme sonrası anne bizimle gebelik yolculuğuna devam ediyor. Egzersizlere geldikçe, egzersizlerden fizyoterapi ve tıbbi yaklaşımları aldıkça ilerleme kaydediyor. Annenin kilo kontrolü sağlanıyor. Gebelik şekeri, tansiyonu gibi gebelikte görülebilecek sakıncalı durumlar önleniyor. Doğum kolaylaşıyor. Doğumun kolaylaşması için özellikle haftası büyüyen gebelere doğum eğitimi veriyoruz.

'EĞİTİMDE AİLE OLGUSU PAYLAŞILIYOR'
- Bu eğitimlere babalar da katılıyor mu?

Eğitimlere babalar da katılıyor. Alanya'da bu herhalde ilk. Çünkü biz daha önce görmedik. Eşler de katılıyor ve çok da güzel oluyor. Sadece gebelik ya da doğumunda değil, doğum sonrası eşini nasıl destekleyeceğini, doğumunda nasıl destekleyeceğini baba öğreniyor. O duyguyu paylaşıyorlar. Eğitimde aslında aile olgusunu paylaşıyorlar. Biraz da bunun etkisi olduğunu düşünüyorum.

'BABAYA DÜŞEN GÖREV RAHAT ETTİRMEK'
- Gebelik süresince babaya düşen görev var mı?

Gebelik süresince babaya düşen tek görev, anneyi rahat ettirmek. Anneye iyi, olumlu şeyler söylemek. Anneye korkularını tetikleyici değil de 'Aman sakın eğilme, bir şey olur. Dikkat et' şeklinde değil de 'Çok iyi gidiyorsun, güzel bir gebeliğimiz geçiyor. Bebeğimizi yakında kucağımıza alacağız' şeklinde telkinlerde bulunmak gerekiyor. Babanın yapacağı bu. Başka yapacağı bir şey yok.

'ALANYALILARI ÇOK ŞANSLI GÖRÜYORUM'
- Toplumda gebelikle ilgili doğru bilinen yanlışlar nelerdir?

Çok fazla var. Gerçekten Kalay ile bunun içine girdiğimiz zaman, 'Bunlar da mı yanlış' dedik. Kalay ile çok farkındalık kazandığımız bir sürecimiz oldu. Bir yıl boyunca İstanbul Doğum Akademisi'ne gittik. Orada kazandığımız farkındalıkla şimdi anlatıyoruz. Paniğe kapılmamaları için bazı şeyleri öğütlüyoruz. Kalay her zaman bunları dikte ediyor. Bu nedenle gebeleri çok şanslı buluyorum. Kendimi de çok şanslı hissediyorum. Böyle bir klinik yok. İstanbul'da bu kliniğin bir benzerini kurmaya çalışan var. Çok şanslıyız. Bu bütünü tamamıyla aldık. Hekim, fizyoterapist aynı görüşte. Herkes aynı pencereden bakıyor. Bence mükemmel. Alanyalıları çok şanslı görüyorum.

'TÜRKİYE'DE HİÇBİR YERDE YAPILMAMIŞ'
- Klinik dışında da çalışmalarınız var. Alanya Kalesi civarında denizin içerisinde bir çalışmanız olmuştu? Bunun doğuma yararı nedir acaba?

Geçen yıl ben bunu yaptığımda Türkiye'nin birçok yerinde gebelerin denize girdiğini zannediyordum. Aquatik egzersiz, sonuçta suyun etkisinden yararlanıyor. Sonuçta denizlerle çevrili bir ülkeyiz. Sonradan duydum ve öğrendim ki aslında bu Türkiye'nin hiçbir yerinde yapılmıyormuş. Çünkü bunu akıl edip yapan kimse yok. Havuzda yapılan bir gebelik egzersizi modeli var ama suda da gebeler egzersiz yapmayı 'enfeksiyon kaparız' gibi kaygılarla çok istemiyor. Denizde yapıldığı için ilk olmuş. Okudum ve yayınladığım zaman çok güzel geri dönüşler geldi. Geçen sene onu da katılan annelerle yaptık. Benim amacım şu. Kişiye her yerde egzersiz yaptırabilmek. İster Tersane'nin bulunduğu plajda, ister Kleopatra Plajı'nda veya yürüyüş yolunda. Bir odaya tıkılıp burada değil, her yerde. Egzersiz her yerde. Bu nedenle kadınları buna teşvik etmek çok güzel bir süreç. 'Gebelikte yüzün' deniliyor ama nasıl yüzecekleri veya yürüyeceklerinden uzmanlar bahsetmiyor. Oysa ben onları yürüyüşe götürdüğümde 'Hocam biz böyle yürümüyorduk' diyorlar. Bu da güzel bir farkındalık oluşturuyor diye düşünüyorum.

'YORULUYORUZ ÇÜNKÜ HAREKET ETMİYORUZ'
- Hareketli yaşam doğumu kolaylaştırıyor mu?

Doğumu kolaylaştırıyor. Bunu ben söylemiyorum. Bunu Amerikan Birliği bizden yıllar önce söylemiş. Sadece bizim ülkemizde biraz daha eskiye dönüş lazım. Kadınlar önceden aktifti. Alanya'nın kadınları serada çalışırdı, yürürlerdi. Çok bahçe işleri yaparlardı. Çamaşırlarını elle yıkarlardı ama bütün bu süreçler kendini teknolojiye bıraktı. İnaktif bir toplum olduk. Her yere arabayla oturarak gidiyoruz. Sonra da 'Çok yoruluyoruz' diyoruz. Yoruluyoruz, çünkü hareket etmiyoruz. Günlük belli bir hareket seviyesinde kalsak, artık yorgunluk eşiği biraz daha yükselecek ve daha az yorgunluk hissetmeye başlayacak. Bu da biraz kardiyovasküler tempo ile alakalı. Endilansımızı, dayanıklılığımızı artırmamız gerekiyor. Bu da ancak hareketle oluyor.

'EGZERSİZİN FAYDASINI VURGULADIK'
- Gerçekleştirdiğiniz bir proje ikincilik ödülü almıştı. Önümüzdeki dönem yeni projeleriniz olacak mı?

Bu aslında benim uzmanlık tezimin bir bölümüydü. Bunu Kalay ile birlikte yaptık. Aklımızda şöyle bir kısım vardı. Egzersizler gerçekten işe yarıyor mu? Egzersizin yararı var mı? Bebeğe giden kan akımında bir değişiklik yaratıyor mu? Anneler iyi hissettiğini söylüyor. Gerçekten bunun bilimsel bir tabanı var mı şeklindeydi. Kalay, egzersiz başlamadan önce kadının bebeğe gönderdiği kan akımını ultrasonla ölçtü. Bir saat egzersizden sonra tekrar ölçtü. Sonra toparladığımızda egzersiz sonrası bebeğe giden kan akışında müthiş bir zenginleşme var. Özellikle oksijen bakımından. Bebeğe giden kan akımındaki direnç azalıyor. Ultrasondaki değişimlerdeki oranları olumlu olarak saptadık. Bunu 28 kadında tekrarlayarak bir uzmanlık tezi haline getirdik. Benim uzmanlık tezim bu. Hacettepe Üniversitesi'nde savundum. Geçen sene İzmir'de 'Gebelik ve Doğum Kongresi'nde 81 bildiri arasından da ikinci oldu. Kongreye katılan tek fizyoterapisttim. Egzersizin faydasını güzel şekilde vurguladığı için çalışma ikincilik ödülü aldı. Bunun da haklı gururunu yaşıyorum. Sorduklarında 'Bunu Alanya'da yaptık' diyorum. 'Bu neden İstanbul'da, Ankara'da yok' denildiğini görüyorum.

'BİLİMSEL BİR MAKALE OLACAK'
- Yeni projeleriniz olacak mı?

Aklımda yeni bir çalışma var. Bizle birlikte doğum yapan anneler var. Bizle birlikte doğum yapan ve egzersize gelen annelerin ne kadarı sezaryen olmuş, ne kadarı normal doğurmuş. Geriye yönelik bir çalışma planım var. Bunu da yakında yayınlayacağım. Bilimsel bir makale olacak.

'SEVGİNİN DİLİNİ ÖĞRETİYORUZ'
- Aşk, Yakınlık ve Cinsellik Atölyesi çalışmanız olmuştu. Sanırım Alanya'da ilkti. Bu atölye çalışmasında neler yapılıyor?

Gebelik başladığında kadınlar ya da erkekler cinselliği bir kenara bırakıyor. 'Çocuğa zarar verir miyiz, doğumu başlatır mıyız' şeklinde çekinceme var. Aklımızdaki soruları tam soramıyoruz. 'Zararı yok' deniliyor ama bir güven verilmiyor. Çiftte bu güveni sağlayabilmek ve gerçekten doğru cinselliği öğrenebilmek için bu atölye çalışmasını planladık. Atölyeye hem gebeler, hem de anneler geldi. Kadın olarak herkesin içinde bulunması gereken bir süreç cinsellik. Cinsellik atölyesinde ilk başta aşktan bahsediyoruz. Bütün bu ilişkilerimiz hangi fazlardan geçiyor. Aslında önce bir balayı fazımız var. Her iki tarafın da birbirine ilgi duyduğu, sürekli iletişim içinde durduğu bir faz var. Sonraki faz tek tarafın ya da her iki tarafın biraz daha iş bölümüne girdiği faz. Üçüncü faz da çocukla birlikte gelen bir boş yuva. Çocuklar sonra büyüyüp gittiğinde çiftlerin yine birlikte baş başa kalması gibi. Evliliğin ve ilişkinin fazlarını anlatıyoruz. Diyoruz ki hep ikinci fazda kalalım. Balayından sonraki birbirimize ilgi duyduğumuz fazda kalabilelim. Bunu sürekli kadının biraz daha kendini enerjik hissetmesi, her iki tarafın da birbirine yaptığı küçük sürprizlerle bu ilişkiyi sıcak tutmaya çalışıyoruz. Bunun için de tekniklerimiz ve yaklaşımlarımız var. Bu düşünce tarzının değişmesiyle başlıyor. İlk başta sevginin dilini öğretiyoruz. Beş sevgi dili dediğimiz bir yöntem var. Bu sevginin dilinde isteklerimize bakıyoruz. 'Senin sevgi dilin ne, eşin ne' diyerek ve bunu kişiye fark ettirerek herkes birbirinin sevgi dilinden konuşuyor. Bu da çiftler arasında çok önemli. Herkes karşıtıyla, karşı karakteriyle evleniyor. Cinselliğe bunun yansıması bu süreçleri anlamaktan, empatiden geçiyor. 20-25 kadının bundan şifa aldığını düşünüyorum. Çünkü bildiğimiz ya da bildiğimizi sandığımız bilgilerin çoğu kulaktan dolma, yanlış bilgiler. Üzerine doğrularını inşa etmek zaman alıyor ama keyifli de oluyor.

'DOĞRU BİLGİ VE GÜVEN VERİYORUZ'
- Gebelik sürecinde cinselliğin bir sakıncası oluyor mu?

Yine kişiye bağlı. Gebelik süresince genelde herhangi bir sıkıntısı, açılma problemleri, erken doğumu teşvik edecek bir sıkıntısı yoksa hekimle birlikte buna karar veriliyor. Genelde yok. Neden olmadığını da kişiye anlatıyoruz. Yaptığımız insanlara doğru bilgiyi vermek ve güven vermek.

'ŞİMDİKİ GEBELER BİZLERE ÖRNEK OLDU'
- Atölye çalışmanız devam edecek mi?

Atölye çalışmamız devam ediyor. 18 Şubat'ta Gardenia Otel'de Kalay ve ben gebelerle buluştuk. Gebeler geldi ve doğumu konuştuk. Kordon kanı hakkında bilgiler verdik. Gelecek ay yine bir otelde seminerimiz olacak. Ondan önceki hafta anneler ve gebeler buluşması yaptık. Bizimle beraber 2 yıl önce doğurmuş anneler ve gebelerle şu anki gebeler buluştu. Çünkü birbirine pozitif hikayeler anlatabileceği tek ortam orası. Herkes birbirine doğumu 'Bir doğumu bir doğurdum, bir daha doğurmam. Çok ağrılı geçti' şeklinde anlattığı için sezaryen sonrası normal doğum yapmış bir anne, sezaryen sonrası normal doğum yapmayı düşünen bir gebeye çok güzel tecrübelerini aktardı. Biz hiçbir şey yapmadık. Onları sadece birleştirdik. Şimdiki gebeler bizler için örnek oldu. Artık onlarla birlikte diğer gebelerle buluşmalar düzenleyerek, birbirleriyle konuşturarak bir örnek içerisinde giderek büyüyoruz.

'ABD DÖNÜM NOKTASI OLDU'
- ABD'ye gitmiştiniz. Orada neler yaptınız?

Burada gebelikte egzersiz yapan annelerle ilgili ikincilik alan çalışmayı ABD'de sundum. Atlanta'da bir fizyoterapi kongresinde çok da ilgi gördü. Çok da güzel dönütler aldı. Bu çalışmanın Alanya'dan çıkıyor olması zaten benim için çok büyük bir gurur kaynağı. Çünkü burada bizi kimse tebrik etmiyor. Biz özel bir muayenehaneyiz. Ne Sağlık Bakanlığı, ne de Alanya Sağlık Müdürlüğü kimse duymuyor. Bizzat insanları sürece dahil ederek ağızdan ağza bir duyurma şeklimiz var. Bu kadar az çabayla ABD'de duyulmak benim için önemliydi. ABD dönüm noktası oldu. Ekim ayında yine ABD'ye gideceğim. Yine çalışmalarımızı sunacağım. Mayıs ayında İstanbul'da kronik pelvik ağrıyla ilgili bir kongremiz var. Hep çalışmalarımız sürüyor. Benim bir ayağım da akademik ayağı. Burada yaptığımız her çalışmayı bilimsel verilerle destekleyerek makalesini oluşturacağım.

'BUNU NİYE BİZ YAPMADIK DENİLDİ'
- Yaptığınız çalışma ABD'deki çalışmalardan ileri mi? Onlar da şaşırdı mı?

'Bunu niye biz yapmadık' denildi. Çok iyi bir çalışma. Çok güzel takdir aldı. İstiyorum ki bir fizyoterapist ve kadın doğum uzmanının birlikte çalıştığı ortak paydalar, multidisipliner çalışmalar artsın. Bu nedenle çalışmalara devam edeceğim. Ben istiyorum ki egzersiz yapan gebelerin sayısı artsın. Çok adı sanı bilinmeyen kadın hastalıklarıyla ilgili ağrıları da tedavi ediyoruz.

'SİZİ YANLARINDA GÖRMEK İSTİYORLAR'
- Doğumda da gebeleri yalnız bırakmıyorsunuz, neden?

Doğru, bu benim işim değil. İşimin bir parçası değil. Fizyoterapist doğumda bulunmaz. Gittiğimiz doğum akademisinde aldığımız eğitim doğum destekçiliği eğitimi. Gebeyle burada belli bir sürede egzersiz yapmışsınız. Doğuma hazırlamışsınız. Sizi ister istemez yanlarında görmek istiyorlar. 'Hocam orada bana doğru nefes tekniğini hatırlatsanız, bana ilaç dışı rahatlatıcı masajlar uygulasanız, gevşemeyi öğretseniz, hatırlatsanız' diyorlar. Sadece benimle birlikte çalışan ve zaman geçiren kişilerin doğumuna giriyorum. Herkesin doğumuna girmiyoruz.

'HAREKET ETMELERİNİ ÖNERİYORUM'
- Kadınlara bir çağrınız var mı?

Kadınlara çağrım şu. Gebeliklerinde ve hayatları boyunca hareketi ve aktiviteyi hiçbir zaman kendilerinden ayırmasınlar. Depresif oldukları durumlarda bile ben hareket etmelerini öneriyorum.

- Son olarak eklemek istediğiniz neler var?

Ben Alanyalı kadınlara teşekkür etmek istiyorum. Çünkü onların desteğiyle, bilinçliliğiyle, uyanışıyla bu eğitimler filizlendi, büyüdü. Şimdi de çiçekleniyor. Dolayısıyla bu Alanya ve Akdeniz için güzel bir süreç. Benim için de harika bir süreç oldu. Çünkü burada aslında Alanya'daki haritadaki kısımda bütün Türkiye'ye yayıldı. Bunu duyan, bilen benim meslektaşlarım hep tebrik dolu mesajlar atıyor. Ben bu konuda kendimi çok şanslı hissediyorum. Sadece Alanya'nın bu konuda bulunduğu değerleri değerlendirilmesini rica ediyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner452

banner418

banner457

banner449

English Russian

banner459

banner381

banner344

banner386

banner349